Monday, June 30, 2008

Son yazıyla ilgili düzeltme

Şimdi Almanya maçıyla ilgili olan yazıda Tuncay'a neden bi bölüm ayırmadığımı soran arkadaşlar oldu. Tuncay ne yazık ki Almanya maçında oynamadı onun için 1 kerelik kendisini es geçtik. Ama eminim klübede ben oynasam kesin kazanırdık diye geçirmiştir içinden :D Çünkü herkes işte bilmemkaç eksiğimiz vardı vs. diyordu, onun için Tuncay da kendini önemli eksiklerden birisi saymıştır eminim.. :))



- Konuşsam neler derim, ama susuyorum..

BLOG STOP

Thursday, June 26, 2008

Üzülmedim!

Aslında üzüldüm :) Hep diyordum bu maçta çok iyi bir oyun ortaya koyalım, yarı finale gelmemizin şans olmadığını gösterelim, hem yaptıklarımız tam olarak efsaneleşsin hem de "Türkler şanslı" diyenleri haksız çıkartalım, yenilsek de sorun değil diye. Ama bu kadar bariz üstün oynayacağımızı tahmin edemezdim.. Maçı şanssızlıktan başka bir şekilde kaybedemezdik. Yani 2 takımın da cidden oynadığı ve bir tarafın kazandığı maçlar olur, bu maç öyle değildi. Tam tersine, biz NET oynadık, onlar izlediler. Ama işte bu sefer olmadı, yine de mutluyum.. :)

Maç boyunca dedim şu maçı kazansak da yine alay etsem , şunu yazsam bunu yazsam diye. Bu sefer yavşaklığı bırakıp ciddi ciddi yazıyorum :D

Futboldan anlayan, gerçekten iyi oynayan takımı fark edebilecek olanlar için bu maçta gösterdiğimiz performans idealdi bence. Çünkü ne kadar iyi oynayabildiğimizi, Almanya'ya oyunumuzu nasıl kabul ettirdiğimizi gösterdik, ayrıca yılmama özelliğimizin de bir kaç maçlık değil, sürekli olduğunu gösterdik. Semih'in golü zamanlama olarak da yapılış olarak da son vuruş olarak da muhteşemdi, neredeyse yine çeviriyorduk maçı :) Maçın tam olgunlaştığı takımların oyunlarını ortaya koydukları dakikalar olur ya, sanki 87. dakikada 2-1 yenikken atılan bir gol gibi değil de o oyunun olgunlaştığı dakikalarda atılan bir gol gibiydi.. Semih'i çok sevdiğimi belirtmeliyim bu arada, adam bence çok çok iyi :)

Hakemlerin turnuva başından beri bizim aleyhimize davrandıklarını söylememe gerek yok sanırsam, Rüştü'ye bir önceki maç için haksızlık yapmıştım biraz evet ama arayı kapattı saolsun :))

Bunları bi kenara bırakıp "genel olarak" olaya şöyle bakmalıyız bence. Avrupa Şampiyonasında yarı final oynadık, ne kadar değişik bir takım olduğumuzu herkese gösterdik, çok iyi futbol oynayabileceğimizi de herkese gösterdik, futbolda kendi yaklaşımımız olduğunu Türk ekolünün olgunlaştığını da gösterdik, bütün bunlardan öteye takımımız çok genç.. Arshavin, şampiyonanın yıldızı oldu ama adam 27 yaşında, bizim Arda henüz 21 :)

Almanya'ya bu oyunla yenilmiş olmamız üzücü ama içinde bulunduğumuz "durum" bence çok iyi. Mesela hanginiz sabırsızlanmıyosunuz Dünya Şampiyonası için? :)

Maç boyunca hep içimden yazı yazarsam şunları yazarım diye geçirdim. En çok da şöyle dedim, "Mehmet Topal ne kadar iyisin! yazıcam" sonra "Semih ne kadar iyisin" sonra Aurelio, Ayhan, Kazım vs. Herkes gerçekten çook iyiydi.. Fatih hoca da öyle.

Son olarak da şampiyonadan benim aklımda kalan şey bu oldu. Hırvatistan maçından sonra çekilmiş foto.

BUDUR:



Olayın güzelliği gerçekten burada, Rüştü'ye küfür etmek yerine "durumun" keyfini çıkartmak lazım. Bizi sevindiren herkese teşekkürler :)

-BLOG STOP

Tuesday, June 24, 2008

Hırvatlara "sokum"

Milli takım başarılı oldukça daha hanzo daha barzo yazılar yazmak istiyorum :) Başlık için Adanalı bir arkadaştan destek aldım, onun lafını koydum. (Adanalı arkadaşlar alınabilirler :)) )

İnsan bu lafı bi kere söylerse o hanzoluk seviyesinden geri dönüş yoktur bence..

Açık ve net, "SOKUM" :)) nasıl bi hayal gücünün ürünüdür, nerden geldi aklına. Söylenmesi de çok süper böyle, hissiyatı veriyo

-SOKUUM

Resmi de BUDUR:



3 Numara: Anam, sokum oldu!


Maçın yorumunu yapmadan önce şu fotoları şettirmeden edemeyeceğim ( kroluğumun yanında amerikan özentisi olduğumu da göstermem lazım tabi :) ) maçın özeti ve o gece yaşananlar aslen bundan ibaret:







Bu 2. fotoda en sevdiğim şey en sol üstteki herifin hali. Ayakkabıları yok böyle çorapla falan.. biraz önce başından çok kötü şeyler geçmiş de köşeye çökmüş gibi, birisi gelip "ağlıyo musun yavrum??" demesin diye yüzünü de kolunun üstüne kapamış :)))
Diğerleri maçı kaybetmiş ama ona başka bişey olmuş, nolduysa artık..

Bu yukarıdaki fotodan hemen önce çekildiğini düşündüğüm bir foto buldum, açıklayıcı olabilir



Hehehehehehe..


Baştan beri maçın yorumu falan bir şeyler diyorum ama maçla ilgili 3-5 kelime yazıp kendi çapımda alay etmeye devam etmek istemekteyim :) Maçın genelinde çok iyi değildik evet ama Hırvatlar da genellikle bizim mallıklarımızdan buldular pozisyonlarını. 2. yarıda bizim etkili olabilecek ataklarımız vardı, hepsi ya Sabri'nin üstün top kontrol yeteneğinden ya da Tuncay'ın atmaya çalıştığı uzun paslardan heba oldu..

Bir şeyler var, bizim takımı tutuyor, oynayamıyoruz bi türlü olması gerektiği gibi.. ama aynı şey de sanki bize son anlarda tur atlattırıyo.

Futbol tanrıları falan diyolar ya onlardan biri var, göt bi tane. Herif bizi tutuyor sürekli "sabır.... sabır..." der gibi ve giderek daha gıcıklaşıyor, yani kardeş tamam 2 gol yedik,sonra 88de attık bikaç tane falan eyvallah da 118e kadar bekletip 118de gol yedirip 121de gol attırmak nerden çıktı? Sana sesleniyorum evet :D Almanya maçına yapacak pislik kalmadı artık o derece! Ne yapsak şaşırmazlar..

Hayır insanlar bize gıcık olmaya başladılar. Düşününce Hırvatları daha "pislik" bi şekilde yenemezdik. 8-0 yensen ağlamaz takım, kafasını öne eğer sahadan gider bi de şu yukarda çorapla oturan adamın haline bak :))

Neyse, bizi tutan göt futbol tanrısı eninde sonunda bizi bırakacak ve biz birine patlicaz işallah ve umarım bu Almanya olur.. O kadar çok yazıldı konuşuldu ki Türkler şanslı vs. diye artık bir şeyler yapmamız lazım. Yani iyi oynayıp Almanya'ya elensek bile bence iyi.. İyi bi takım olduğumuzu da gösterelim, yaptıklarımız zaten efsane oldu bile :)


Neyse, maçla ilgili düşüncelerime gelince bence maçta 5 tane kilit unsur vardı

2- Semih
4- Rüştü
1- Hakem
3- Bilic
5- Tuncay (yine imzasını attı maça)
6- Bunu da en son eklicem, bakalım beğenecek misiniz

Bunlara bakarsak

-Semih:

Adam artık gerçekten farklı olduğunu kanıtladı. Yani adam yedek oyuncu değil, maça yedek başlamıyo. As oyuncu ama sonradan girmesi gerekiyor, alet böle çalışıyo yani.. Semih kenarda oturduğu sürece maç boyunca insanın hep bi umudu oluyo, Semih oyuna girince, şimdi Semih atar diyosun, atıyo da :) Hırvat maçındaki golü de aynen öyle oldu adam naptı etti aradan bi yerden çıktı sol ayakla golü attı. Penaltısını da çok güzel kullandı, hastasıyız kendisine..

-Rüştü:

Rüştü'nün performansının özeti budur:



Hayır sen oraya topu kurtarmaya mı gittin, yoksa başka bişey mi? Ben bu fotoya bakınca Rüştü'nün aklından sadece şöyle bişeyin geçiyo olabileceğini düşünüyorum
-Ay gol yiyoruz!! :))

Fotonun üstüne tıklayıp büyütüp bi bakın , rica ediyorum! :D

Bu pozisyonda direk Rüştü'nün maçtan önce dedikleri aklıma geldi

-Çeyrek finalde oynamak benim için bi gururdur

Lan zaten bu hatayı yapabiliyosan Avrupa şampiyonasında oynamak da senin için gurur olmalı! :D hatta uçağa bindiğin için gurur duyabilirsin bence!

Adam maç boyunca nasıl saçma sapan bi hata yapsam diye kastı durdu, direkten dönen topta yanlış çıktı, 2. yarıda bi geri pasına gitmekte geç kaldı, Emre de kafa vuramayınca acayip şeyler oldu.

Acayip şeyler demişken şu fotodaki acayipliği de çözemedim:



Burda bi imana gelme söz konusu, yalnız hadi Oliç golü kaçırdı üzülüyo falan da, bizim topçuya noluyo? Zaten Rüştü de anlamaya çalışıyo olanları. Fotoyu çeken her kimse abi şuraya geçip şöyle bi poz verin de çekiyim demiş de öyle çekilmiş sanki bu foto, başka türlü olmaz çünkü :)

Rüştü'nün o gün yaptığı en güzel şey galiba şuydu:


Adama resmen kardeş, o kadar da kötü çakmadık ağlama be yav, diyor burda Rüştü, burdan sonra hakem devralıyo zaten aşağıda göreceksiniz



Neyse, devam:

-Biliç:

Kendisi metalciymiş, kardeşimize sevgimiz sonsuz fakat bazı hatalar var ki onları yaparsan istersen metalci ol, affı yoktur! Ben kendim görmemiştim ama bi arkadaş söyledi adam maçta Fatih Terim'e sus işareti yapmış :)))) Biliç görmüyo musun olm herifin gömleği ne kadar beyaz! O adama sus işareti yapılır mı lan :D

Fotosu da var:



Şu insana sus işareti yapılır mı? :) Neyse biz seviyemizi korumayı bildik ve kimse maçtan sonra Hırvatlar ağlarken gidip "sus be kardeşim yeter" demedi, sus işareti bile yapmadı. Centilmenlik budur, ağlarsın :D

Hakem:

Hakem maç boyunca Hırvat gibiydi, maç bi tene kadar annesinin ruhunun hakemin bedenine girdiğini tahmin edemedim! Maç bitti bi baktım, Hırvatları anneleri teselli ediyor :)))



Hakem burda Fatih Terim'e bakarak "ağlattınız lan çocuğu! :(" diyo..

Yakın çekimde daha da belli:




Herif anne, naparsın! :D



-TUNCAY: İşte yazının beklenen kısmı, Tuncay olmadan olmaz.. Bu maçta nispeten iyiydi ve de kendisi, sadece sürekli uzun top yapmaya çalıştı ve sen kaç kere uzun pas atabildin hayatında dedirtti bize çok kereler.

Kendini her türlü belli ediyor:




-6. ve son olarak da
:

Daha iyi bir resim bulamadım ama merak ediyorum Hırvatların çoraplarını kim tasarladı??



Yani ne bileyim kim geldi de
-Abi müthiş bi şey buldum, bizim çorapların tam ortasına bayraktaki karelerden koyalım! Çoraplar da mavi olunca süper sırıtır.

dedi?

Hani bizim bi lafımız var ya, bunların annesi babası yok mu diye. Hırvatların babası demedi mi olm bu çoraplarla 121'de gol yersiniz diye.. Ben böyle çorap görmedim kardeş, bu çorapla sahaya çıkanın başına her şey gelebilir BENCE..

Neyse, bitti galiba yazacaklarım :)

Olur da Almanya maçını kazanırsak nasıl saçmalayacağım yana yana onu düşünmekteyim..

Son olarak şunu bir önceki yazıdan copy/paste edeyim dedim, "son olarak da" da en başında duruyo, anlatım bozukluğu olarak :D

Son olarak da buraya koyduğum fotoların kullanım haklarından doğan bişeylerden insanlara yazdığım yorumlardan falan hiç birinden sorumlu değilim bunu da belirteyim. Hatta hazır belirtmişken ANSOLMA
'nın yazılarına da kimse yorum yazmıyormuş artık KEH KEH KEH (bunu da araya sokalım, malum mesuliyet fln yok :D )

BLOG STOP

Thursday, June 19, 2008

son dakikalarda "göt" oldum

Malum pazar günü Çeklere çaktık, NET.. Hatta hislerime tercüman olması için hemen bir foto "çakayım" buraya :)


Foto yorumu: Hehehe hehe keh keh..

Bu fotoya bakıp göt göt gülmek hepimizin görevidir bence :)) Yine de çok severiz Cech'i gerçekten "fazla iyi" bir kaleci kendisi, kariyerinde başarılar dilerim :)

Maçın sonunda Çeklere çakmış olduk ama maç boyunca defalarca göt olduk tabii hep beraber.. Koller'in ilk golüne göt olduk önce bi, ondan sonra Semih - Sabri değişikliğine şahsen göt oldum (ki buna göt olduğum için de sonradan göt oldum, çok işe yaradı Sabri, nasıl oldu anlayamadım ama :D ) sonra 60. dakikada 2. gole göt olduk.. Hatta ben ümidimi kesip kalkıp ödev yapmaya gittim (bu kadar şerefsizce bir yüz üstü bırakmak olamaz yalnız, hani kalktım uyudum falan değil ya da ne bileyim kalktım sevgilimin yanına gittim falan hiç değil, kalktım ödev yapmaya gittim O KADAR kötü yani durum, bize çaktılar en iyisi ÖDEV YAPAYIM, YUH derler adama :D )

Neyse, hemen sonra neye göt olduk bilmiyorum ama Petr Cech topu elinden kaçırınca göt olduk, sonra topun Nihat'ın önüne düşmesi ayrı bir göt edici unsurdu. golden sonra tabii çeklere kafam girsin modu başladı herkes için (benim ödevi bırakıp maça nasıl döndüğüm falan burda bi muallak, orasını karıştırmayın, hatta öyle bişey yok, kafa karıştırma :D )

Sonra 3. golden bahsetmiyorum, zaten boku çıkana kadar konuşuldu iyi ki bir 3-2 yendik, Hırvatları da böyle yenersek eğer bu ülkede bi sürü insan futboldan soğur bunu iddaa ediyorum :D

Hakemden biraz bahsetmek lazım bir de tabii, tam anlamıyla rezalet bir maç yönetti, biz 10 kişiyken zorla gol attırmasını geçiyorum, şöyle bir foto koyuyorum hemen..



LAN SEN NESİN? BU NASIL Bİ TİP, BU NASIL Bİ KART GÖSTERME :))) benim başka ekleyecek bişeyim yok, 30 yıl uğraşsak millet olarak böyle kart gösteremeyiz şerefsizim..

Gelelim esas konuya, galiba çoğunluk maçta en çok 3-2yi bulmamıza göt oldu ya da şaşırdı "amiyane" tabirle (bu kelimeyi de kullandım ya artık gözüm dil kullanımıyla ilgili arkada değil) ama ben başka bir şeye göt oldum en çok..

İlk 2 maçta Tuncay'ın yaptıklarından burda zaten bahsetmiştim, bi alttaki postun sonundaki resime baksanız yeter zaten.. Adam bi anlamda "musallat" oldu başımıza, dadandı yani takıma, ben olayları sıçırtıcam abi yoksa içim rahat etmez tadında.. Neyse hadi Fatih hoca buna hep forma verdi falan filan adam da elinden geleni yapıyo buraya kadar tamam "olabilir" yani böyle bir şey.. AMA, Volkan kırmızı kart görmüş, oyuncu değişikliği hakkımız yok, takımdan biri kaleye geçecek, LAN Bİ BAKTIM TUNCAY GİYMİŞ BİLE eldivenleri. LAN NASIL YA, nasıl yani???? Sen 2-0'dan 3-2 yap 15 dakikada inanılmaz bir futbol oyna, 2 dakikada 2 gol at, sonra kalecin kırmızı kart görsün ve "TUNCAY'IN ELLERİNE KAL" yok böyle bir kader veya neyse :D Yani bu kadar şanssız olunmaz ki, hiç bir takım böyle büyük bir turnuvada 2-0'dan 3-2'yi bulup Tuncay gibi bir kırmızı yanaklının ellerine kalmamıştır sanırsam..



LAN BU TİP NE? demezler mi adama, sanki 30 kurtarış yaptı 3 golü de zaten o atmıştı, artizliğe gel! :))

Birisi şut çekse eskaza Tuncay topa atlayabilip dokunsa kolu falan kırılır, hatta Koller kafa vurarak Tuncay'ı öldürebilir bence :)

Neyse hal böyleyken böyle, Tuncay'ın ellerine kalıp çeyrek finale çıktık ya artık Hırvatlara neler neler yaparız diyorum ben, elensek de mutluyum zaten, hepimize tebrikler :)

Son olarak da buraya koyduğum fotoların kullanım haklarından doğan bişeylerden insanlara yazdığım yorumlardan falan hiç birinden sorumlu değilim bunu da belirteyim. Hatta hazır belirtmişken ANSOLMA
'nın yazılarına da kimse yorum yazmıyormuş artık KEH KEH KEH (bunu da araya sokalım, malum mesuliyet fln yok :D )

-BLOG STOP

Monday, June 9, 2008

google'dan aldigimiz cevaplarla ilgili

ilk olarak söylemeliyim ki teknoloji ile ilgili bir yazi fln degil bu :) Biraz once fark ettim ki gercekten artik google'da yaptigim aramalarin bariz bir önemi var.. Bir gün ya da bir "vakit" dikkat edin, google'da neleri aratiyorsunuz bir de neyi ne zaman aratiyorsunuz.. Yani bazı şeyler oluyor google'da aratmam gereken ama bilmem kaç saat hatta günlerce beklediğim oluyor, bazen de birşeyi google'a yazıp arama sonuçlarının dökülmesini bekleyemiyorum bile.

Bugün Dengir Mir Mehmet Fırat'ın Adana milletvekili mi yoksa Urfa milletvekili mi olduğunu tartıştık mesela, hemen google'a sordu arkadaş ve ağzının payını aldı hehehe..

Ama ben böyle bir şeyden "abi öyle değil, onun adı hede hödö" olaylarından bahsetmiyorum aslında. Biraz dikkat ettiğiniz zaman dediğimi anlayacaksınız. Aslında "ne" ben de bilmiyorum tam olarak ama böyle biraz düşünün istedim, düşününce herkes kendine göre bir şey bulacak eminim, mutlaka düşündüğünüz/hatırladığınız veya gördüğünüz gibi, hemen, ne olduğunu öğrenmek istediğiniz bir şeyler vardır :)

Sunday, June 8, 2008

İşte bu! Hakan Şükür 3-4-5

Öncelikle evet böyle bilmem kaç hafta sonra buraya milli maç yüzünden yazı yazıyorum, başlığa "işte bu " ibaresinii eklememin sebebi buydu. buraya hiç bir şey yazmayıp milli maçtan sonra en "hanzo", en "safkan kro" duygularımla yazı yazmak istediğim için kendimle gurur duyuyorum. istemekten de öte yazıyorum ve gururla insanlara söyleyeceğim ben buraya böyle böyle bir yazı yazdım diye! İŞTE BU :)) (şunu da belirtmeliyim ki, milli maç yazdığımda hepinizin bunun Avrupa Şampiyonasındaki Portekiz - Türkiye maçı olduğunu anlamanızı bekliyorum, çünkü o kadar kroyum ki gerçekten herkes maçı izledi diye düşünüyorum, dünya bizim maç etrafında döndü sanıyorum yani...

aslında böyle değil, bilmeyenlere (hatunlara) kıyak olsun diye doldurdum bu parantezin içini.. keh keh :) parantezi kapa -> )

Bugün galiba herkes en çok Tuncay'a küfür etti, Ansolma ( burdan buyrun ) ile konuşurken kendisi Tuncay'a uyuz olduğunu belirtti (belirtti kelimesini kullanıyorum çünkü konuşmanın bu bölümünde henüz seviyemizi kaybetmemiştik, onu "belirtsin" diye ) ve ben de

-Evet, adam Hakan Şükür 2

diye karşılık verdim ama Tuncay'a o kadar kızmışım / uyuz olmuşum ki hızımı alamadım ve

-Hatta Hakan Şükür 3-4-5

diye devam ettirdim.. Böyle bir şey yapmama sebep olduğu için Tuncay'a teşekkür ediyorum.

Bu kadar gereksiz ve hanzo bir şey için bu yazıyı okudunuz, ne anlama geldiğini "Hakan Şükür 3-4-5" içerisindeki gizli müthiş espriyi de size tabii ki söylemeyeceğim, gerisi sizin yaratıcılığınıza kalmış :)

-BLOG STOP.